21 Aralık 2012 Cuma

Anlatılmaz Yaşanması Lazım...

Hani derler ya "anlatılmaz yaşanır" işte bir bu 40 çıkana kadar ki süre öyle bir şey. Zor ama bir o kadarda muhteşem olduğu bana çok söylendi. Ama hep derdim ki ne kadar zor olabilir ki.... Yaşayınca anlıyor insan. Bambaşka duygular yaşıyorsun. Bir anda çok mutlu olup mucizenin varlığına şükrederken, bir anda kendini diplerde gözyaşları içinde bu nasıl bir hayat derken bulabiliyorsun.

Öyle bambaşka bir dünya ki;


Hayatın emzirmek, gaz çıkarmak, alt değiştirmek ve uyutmaktan ibaret... Tabi bunları yaparken uykusuz ve yorgun oluyorsun.

Eşin "yarın iş var" diyerek yatmaya gittiğinde, senin gözünden uyku aksa da onu uyutmadan yatamıyorsun.

Sonunda uyutmayı başarıp yatağına yattığında daha sen derin uykuya dalmadan onun uyanması ile aynı döngüyü tekrar yaşıyorsun.

Emzir, gaz çıkar, alt değiştir ve uyut...

Bütün bunlara rağmen; her gün, her saat, her dakika kızımın varlığı ile doluyor,gün nasıl bitiyor anlamıyorum bile. "O uyuduğu zaman sende uyu, dinlen" diyorlar. oysa benim için en büyük dinlenme, kızım uyurken onu seyretmek. Mimikleri, çıkardığı sesler sanki ilk defa keşfettiğim bir dünya gibi benim içimi heyecanla dolduruyor.

Zaman her şeyi unutturuyor, zorlukları unutmakta problem yok:)  Her anı o kadar güzel ki hiç birini kaçırmak istemiyorum.Gözümde bir kamera takılı olsa ve her anını kayıt altına alabilsem :)

Aslında yazacak çok şeyim var ama uyandı küçük hanım...

ve döngü başlar...

Emzir, gaz çıkar, alt değiştir ve uyut...






12 Aralık 2012 Çarşamba

Doğum Hikayemiz :)

Mucizemm..

Hamile olduğunu öğrendiğim ilk günden itibaren hayatım bambaşka bir yola girdi. Her günü o kadar büyüleyici bir şekilde geçti ki normal doğumu yaşayarak bu sürecimi tamamlamak isterdim. Ancak cildimde yaşadığım bazı sorunlardan dolayı bu imkansızdı. Böyle bir durumda benim tek dileğim bebeğimin kendi gelmek istediği zamanda gelmesi idi. Normal doğumu yaşamasam da belirtilerini yaşamak istiyordum.

36. haftamda yaşadığım erken doğum riski bu dileğimin gerçek olacağının habercisi gibiydi :) Bu durum beni mutlu etse de çok erken gelmemesi için kendimi dua ederken buldum... Dileğim 38. haftadan önce kızımın gelmemesi idi. Çok şükür ki sancıları kontrol altına alınmıştı. Erken doğum riski azalsa da devam etmekteydi, son haftalarımı yatarak geçirmeli ve mümkün olduğunca kalkmamalıydım. Yeni doktorum 39. haftaya kadar bebeği içeride tutmak istiyordu. Her şey yolunda giderse sezeryan tarihi bile belirlenmişti.6 Kasım 2012....
 Bu amaç doğrultuğunda her günüm yanımda biri bana eşlik ederek geçti. Hatta 2 günde bir hastaneye gidiyor ve Nst ile sancılarıma bakılıyordu. Her şey normal gidiyordu.

Ta ki 1 Kasım günü gelene kadar. O gün sancılarım da bir artış olduğunu hissettim. Yarım saatte bir hissedilir bir şekilde geliyordu. Heyecan içinde sancılarımı dinlemeye başladım. Bir şeyler oluyordu ve ben bunu sessizce yaşamaya karar verdim. Kavuşmaya az kaldığından emin olmalıydım. Gün bitmek üzereydi. Sancılarım biraz daha artmıştı ama bahsedildiği gibi değildi.  O yüzden tüm gün yanımda olan anneme erken gidebileceği eşiminde 1 saat içinde geleceğini söyledim. Ne de olsa yanlış alarmdı....

Evde yalnız kaldığımda koltuğa uzanıp minik kızımla konuşmaya başladım. Onu heyecanla beklediğimizi ve ne zaman isterse gece gündüz gelebileceğini söyledim. Ben hazırdım onu kollarıma almak için sabırsızlanıyordum...Öyle ki eşimin ailesi yurtdışı tatilini bile iptal etmişti. Benden gelecek bir haber ile herkes hastaneye koşmaya hazırdı.

Bu arada eşim arayarak 2 saat kadar gecikeceğini söyleyince bir şeyler atıştırmak için yerimden kalkıp mutfağa gidecektim ki kendimi banyo da buldum. Bir şey gelmişti akıntı gibi, bu su olabilir miydi? Daha önce konuştuğum arkadaşlarım suyun bir anda geldiğini ve her yerin sırılsıklam olacağını söylemişti. Bende kendimde aynı şeyi beklediğimden bu gelen şeyi pek önemsemedim ve çamaşırımı değiştirmekle yetindim. Çamaşır değiştirme olayı yarım saate 3 kere tekrarlanınca içimi büyük bir heyecan kapladı. Sancılarım da 15 dakikada bir gelmeye başlamış ve artık ağrısı yüzüme yansır olmuştu. Saat 18.30'du, hemen doktorumu aradım. Bana acele etmememi ama mutlaka 1-2 saat içinde hastaneye gitmemi söyledi. Sesi sakindi, sadece konuşmasında "mutlaka" yı iki kere kullanması dikkatimi çekmiş ve içindeki heyecanın yanına biraz korku eklenmişti. Bu durumda beklemeye gerek yoktu hemen yakınımızda oturan kayınvalidemi arayarak durumu ona anlatıp beni hastaneye götürmesini istedim. Onun benden de heyecanlı bir şekilde "torun geliyor" diye evdekilere bağırdığını hatırlıyorum :)

Hastaneye vardığımızda saat 19.30 olmuştu. Hemen Nst'ye bağlandım. Sancıları 7-8 dakika da bir daha şiddetli bir şekilde geliyordu. Suyumda daha yoğun gelmeye başlayınca kendimi doğuma hazırlanırken buldum. 21.30 da ameliyata alınacaktım.  Bense elimde telefon herkese haber vermeye başlayarak, etrafıma gülücükler atıyordum. Sonuna beklediğim gün gelmişti, kızıma kavuşacaktım :) Herşey olmasını istediğim gibiydi, plansız ve hazırlıksız :)

İçimde biraz korku yanında kocaman bir heyecan yumağı vardı, çok çok mutluydum. Hemşireler gelipte gitme zamanı dediğinde içim içime sığmıyordu:) Buluşma zamanı...

Korktuğum şeylerden biri epidural aneztezi idi. Fakat ekip o kadar iyiydi ki sadece kızımı düşünmemi sağladılar. Doktorla birlikte eşimde geldi. Muhteşem ilk buluşmaya için eşimde çok heyecanlıydı. Elinde fotoğraf makinası ile her anı ölümsüzleştirdi. Doktorum işte kızın diye meleğimi gösterdiğinde gözyaşlarımı tutamadım. Meleğim  korkmuş bir halde titriyordu. Sesi çıkmayınca çok korktum sesi yok mu demişim, sonra bir bağırmaya başladı bu seferde neden bu kadar ağlıyor dedim:) Yanıma getirilipte yüzüme değdirdiklerinde susu verdi. Bu olağan üstü bir buluşmayı size kelimelerle tarif edemem.... Hatırladıkça hala gözlerim doluyor.

Kısacıkta olsa ilk buluşma çok çok güzeldi. Kızım giydirilip ailelerin karşısına çıkmaya hazırlanırken ben uyutulmuşum.

Sonrası... Sonrası ise herkesin bilgi gibi müthiş bir üşüme ile başlayan yeni yepyeni bir hayat:)






23 Kasım 2012 Cuma

Tarifsiz Duygular Yaşıyorum:)

Yorgunum, hemde çok yorgunum...
Beni şuan en iyi anlayacak kişiler bebek sahibi olanlardır. Olacak olanlar ise sadece tahmin edebilir:) Yaşayıp gördüklerinde ne demek istediğimi çok  iyi anlayacaklar...
Öyle bir yorgunluk ki bıraksalar 2 gün deliksiz uyurum. 1 Kasım'dan beri  3 saatlik uykularla duruyorum. 
Bedenim çok yorgun, günler birbirine girmiş durumda, zaten her gün birbirini tekrarlarken hangi günde olduğumun bir önemi olmuyor.
Ama her şeye rağmen onu kucağıma aldığım anda zaman duruyor. Bambaşka duygular kaplıyor içimi... Biri dese ki "zamanı geriye çevirelim kızın olmasın ve sen eski hayatına geri dön"  ASLA derim, onun kokusunu hiçbir  şeye değişmem... O benim canımın bir parçası...

Öyle muhteşem bir duygu ki;
Gecenin bir yarısı yataktan kalkmak zor gelmiyor...
Sütüm olsun diye yediklerimin haddi hesabı yok, yeter ki kızım mama yemesin...
Emzirme yüzünden çıkan yaralardan canım o kadar acısa da can parçamın kollarımda olması tüm acılara bedel...
Saatlerce ona bakıp mutluluktan ağlayabilirim...
Göbek bağı düştüğü gün ağladım...
Yıkanması için kirliye atılan kıyafetleri bile mis gibi kokuyor, bu koku bile ağlamaya yeter...


Güzel kızım varlığınla bana tarifsiz duygular hissettirdiğin için sana çok çok teşekkür ederim.
Ellerim, üzerim sen kokuyorsun:) Cennet kokulumm, sen Allah'ın bir mucizesisin...

Hoşgeldin hayatımıza, renk verdin....




22 Kasım 2012 Perşembe

Muhtesem Bir Serüvenin Sonuna Gelirken....

Hayatım boyunca yaşadığım bazı dönemleri hep çok özeldi diye anarım. Bunlardan biri üniversite yıllarımdı. Kesinlikle çok güzel ve özel günlerdi.

Takiii hamilelik sürecini yaşayana kadar. Şimdi bana sorsalar en özel zamanların ne zamandı diye, cevabım kesinlikle HAMİLELİK DÖNEMİ derim. (Çocuklu hayatın nasıl bir dönem olacağını yaşayıp göreceğiz.) Başından sonuna kadar her anı büyüleyici bir dönemdi. Bu kadar çabuk biteceği aklımın ucundan geçmezdi. Hamile olduğumu anladığım ilk gün dün gibi aklımda. Başta inanması çok zor olsa da kabullenip sahiplenmesi o kadar kolaydı ki...İçimde mucize gelişirken yaşadığım her anın doyasıya tadını çıkardım. ilk üç ayım çok zor geçti, neredeyse klozet ile bütünleşmiştim. Ama bir kere bile şikayet etmedim. Nasıl edebilirim ki  içimde mucize oluşurken yaşadıklarım için sadece olağanüstü derim.
Sadece 9 ay devam etmesin istedim, her anın tadını çıkarmak istiyorum dedim.

Yaşadığım her hafta o kadar özeldi ki, gün be gün kendimdeki değişimler, ondaki değişimler.... Bedenimin hamilelik doğasına uyum sağlaması ve kendini hazırlarken benim sadece bir aracı olmam. Muhteşemmm...

Sonra bir gün içimde küçük küçük hareketlerini hissediyorken buldum kendimi. Ben buradayım dercesine kendini hissettirdiği an en özel anlardan biriydi. Küçük bir kan pıhtısından oluşmuş ve şimdi hareketleri ile kendinini hayatımıza dahil etmeye başlaması, Mucizenin ta kendisiydi.

Ondan vazgeçmek zorunda kalabileceği öğrendiğimde 18. haftamdaydım. İşte o zaman ilk defa kendim dışındaki biri için dua ederken buldum kendimi, ondan vazgeçmek istemiyordum, benim bir parçamdı ve onu hissederken ondan nasıl vazgeçebilirdim.Tek duam "Allahım beni bununla sınama, onu bırakamam" oldu. Onu bırakamazdım, henüz görmemiştim ama o artık benimdi. Çok şükür ki tercih yapmak zorunda kalmadım ve Allahım mucizemi bana bağışladı...

Hamileliğimin 25. haftamda çıkan gebelik şekerim bile bu tadımızı kaçırmadı. Ona kavuşmama az kalmışken beslenmeme dikkat etmek yapabileceğim en güzel şeydi. Onun için bir şeyler yapmak ve onun iyi olmasını sağlayabilmek.... Bu sürecin bana bir faydası da oldu tabi hamileliğimi 8 kilo alarak tamamladım:)

Aslında bu yazıma hamileliğimin sonunda yazmaya başlamıştım. Yaşadığım yoğun duyguları ve kavuşma günün hayalini sizlerle paylaşacaktım. Ama şimdi meleğim kucağımda:) Doğum hikayemi yazmaya  yoğunlaşmadan önce bu yazımı sizlerle paylaşmak istedim.










6 Kasım 2012 Salı

MUCİZEM geldi :)

    Ben sizlere 38. haftamı yazmaya hazırlanırken küçük kızım en sonunda gelmeye karar verdi veee 1 Kasım 2012 saat 21.58'den beri aramızda :)  O günden beri yaşadığım duygular kelimelerle tarif edilemeyecek kadar muhteşemmm:)
  Daha sonra her şeyi sizlere ayrıntıları ile anlatacağım:) 

  Elammm aramıza hoş geldin:) 

  Şimdilik hoşçakalın:) 

25 Ekim 2012 Perşembe

37. Hafta :)

 37 haftalık hamilelik sürecimin en stresli haftası ne zamandı diye sorsanız, bu son 1,5 haftayı söylerim size. Kontrol diye gittiğim hastaneye apar topar yatışım mı, doktorumla son anda yaşadığım sıkıntı mı desem bilemedim. Ama hepsinin üst üste gelmesi bütün dengemi bozdu. çok şükür ki şimdi çok çok iyiyim:)

Doktorum demişken, belki olay çok küçük, belki ben çok abartıyorum. Duygularımın çok yoğun olduğu bir anda da denk gelmiş olabilir. Ama beni çok üzen bir hadiseydi yaşadıklarım.

Herşey doktorumun bayramın 3. günü tatile çıkması ve 5 gün olmaması ile başladı. Doktoruma göre her an suyumun gelme riski o kadar yüksek ki bayramı bile çıkaramayacağım. Bende doktorumdan başka doktorda istemiyorum. Hal böyle olunca doktorum bayramın 1. günü alalım dedi. (yani bugün !!!!!!!) Hiç içime sinmedi hiç.... Öyle kötü hissettim ki kendimi ama genede kabul edip çıktım odasından. Dışarıda biraz dolaştım, eşimi aradım, durumu anlattım ve beklemek istediğimi söyledim. Daha 36. hafta bitmemişken bebeğimi aldırmak bana çok çok zor geldi. Birde çok çok acil bir durum yokken ortada... Bu karmaşık duygular içinde doktoruma tekrar gittim. Fikrimi değiştirdiğimi ve haftasonu sabahtan eşimle tekrar gelmek istediğim söyledim. Sanki 2 saat önce görüştüğüm adam değildi karşımdaki "çok yoğun olduğunu ve haftasonu da aynı yoğunluğun devam edeceğini, gelmememizi ve kararımı telefonla iletmemi" söyledi ve beni odasından çıkardı. "Çıkardı " kelimesini aslında bu duruma çok kibar kaçar, resmen kovdu. Kayınvalidem de yanında, o da ne olduğunu  anlamadı ve öylede kapının önünde bulduk kendimizi. Kalakaldım öylece, hastası varmış, çok yoğunmuş, pardonda ben neyi oluyorum, bende hastasıyım...
En çok içimi acıtan da bana hemşireler yardım edip, oturup sakinleşmemi sağlarlarken doktorum yanımızdan öylece geçti, "sen hala gitmedin mi" dedi. "5 dk daha görüşemez miyiz ben çok kötüyüm"dediğimde gene "çok yoğunum çok hastam var" dedi.... :(

Durum böyle olunca (ki daha öncede buna benzer bir şey yaşamıştım) hemen hastanede adını çok duyduğum diğer doktorla görüşmek istedim. Görüşmede yeni doktorum yanına başka bir hekim arkadaşı ile bizi dinledi, 1 gün daha düşünmemi ve emin olduğumda gelmemi söylediler. Baş hekime kadar çıkacaktım ama biraz daha sakin kalmam gerektiğini düşündüğümden eve gidip kafamı dinlemeye karar verdim.

Evde kendimi dinlerken, ben mi alınganlık yaptım diye düşünürken doktorumdan gelen mesajlar o kadar üzücü ve kırıcıydı ki, sabaha kadar ağladım... Üstelik hamile kadınlarla ilgilenen, hassasiyetlerimizi en iyi bilecek kişi olması gereken doktorumdan geldi bu mesajlar.... Eşimle ve kayınbabam ile birlikte sabah olur olmaz elimde mesajlarla başhekime gitmek için hastaneye geldik. Tabi ben bilmiyorum ki biz gittikten sonra hastane karışmış, beni kapıda karşıladılar. Yeni doktorum hemen odasına aldı ve "ekibi ile bu süreci birlikte tamamlayacağını ve üst yönetiminde onayladığını" söyledi. Ben mesajlardan bahsetmeye çalışıp bir tanesini okuduğumda da "unutalım bu olayları bebeğimize bakalım biz" dedi ve  bizde konuyu kapadık.

Yeni durumumuza gelince bebeğim ile bayramı çok rahat geçireceğiz ve gelecek gibi gözükmüyor, hiç bir sıkıntı yok :) Hatta böyle giderse 39. haftaya kadar bir sıkıntı olmayacak. Yeni doktorum öyle güzel güven verdi ki çok çok mutlu oldum. Bazen düşünmeden edemiyorum daha önceki riske ne oldu. Hatta eski doktoruma göre bugün alınıyordu....

Neyse çokta düşünmek istemiyorum geçmişi, önüme bakıp kızıma hayırlı zamanda sağlıklıca kavuşmak istiyorum...

Herkesin bayramı mübarek olsun. Tüm sevdiklerimizle nice güzel bayramlara:))))













19 Ekim 2012 Cuma

İmdat.... Doktorumu değiştirmek zorundayım!!!!!!

Son haftalarımı rahat ve huzur içinde geçireceğimi zannederken, sabahtan sadece ağlıyorum. Aklımın ucundan  bile geçmeyen, en son aklıma gelecek şey başıma geldi....

Yaşadığım bazı sıkıntılardan dolayı doktorumu değiştirmek zorundayım. Doğuma 1 haftadan daha az zaman kalmışken bu durum karşısında kala kaldım.

Daha uygun bir zamanda yaşadıklarımı sizlerle paylaşacağım.

Sizin gittiğiniz, önereceğiniz bir doktor varsa paylaşırsanız sevinirim:(

13 Ekim 2012 Cumartesi

35 + 4. hafta :)

Ben 34. haftamı sizlere yazarken, 36. haftaya merdiveni dayamışım :) 

Bu gün kızımı görmeye gidiyorum diye geldiğim hastanede kızım süprizi ile karşılaştım:) NST cihazı sonucunda görülen sancı aralığı benden çok doktorumu korkuttu. Sanırım o yüz ifadesini hiç unutamayacağım. 10 dakikada bir gelen ve 90 lara kadar çıkan sancılarımı görür görmez hemen yatış verdi. "Erken doğum riski var ve bu durumda seni gönderirsem 48 saat içinde doğum olur" dediğinde sanırım o zaman da bizim yüzünüz görülmeye değerdi:)

 Anlaşılan kızım yerinde duramıyor bayramı bizimle geçirmek istiyor :) hiç bir hazırlığım olmadan geldiğim gibi odaya yerleştirdiler. Çok garip belki ama ben rahatım. Onu görmeyi o kadar hevesle bekliyorum ki  erken gelmesinde hiç bir sakınca yok.  Önemli olan onun gelişimi... O yüzden doktorum 1 hafta kadar sancılarımı bloke etmeye çalışacak. Ayrıca 12 saate birde kalçadan bir iğne yaparak bebeğimin akciğerlerini geliştirecekler.... 

Şimdilik benden bu kadar gelişmelerden sizi haberdar edeceğim:)

HEYECAN DORUKTAAAA:)

12 Ekim 2012 Cuma

34. Hafta:)


Bu haftada hummalı çalışmalar devam ediyor. Hızlı bir şekilde bebek odası ve eşyaları ile ilgili alışverişler yapılıyor. Zaman yaklaştıkça beni iyice bir heyecan sardı. bu hazırlıklar, hayatımıza yeni bir anlam katacak olan mucizem için:)

Bu dönemdeki en zor şeyin bebeğe isim koymak olduğunu karar verdim. Herşey bir şekilde oluyor ama isim işte o en zoru :)  Bade ile başlayan isim denemelerimiz Melis ile devame etti ve  şuan en son kararımız  ELA... Aslında çok özel bir anlamı olsun istedim.Allah'ın mucuzesi, hediyesi gibi. Bu anlamda tek isim var. Oda Ecrin. Zor bir isim. Biz teleffuzu kolay olan, kısa ve sade isimler üzerinde durduk. Ela'yı duyduğuM ilk anda için ısındı. Hal böyle olunca Ela isminde takılıp kaldık:)

Bu hafta kasılmalarım da artmaya başladı. Adı, Braxton - Hicks kasılmalarıymış yani hazırlayıcı kasılmalar.... Ehh bu kasılmalar artmaya başladıkça artık sayılı haftalar kaldığını hissediyorum. Heyecan artıyor:)

Ama hala hastane çantam hazır değil:) oooff elim hiç gitmiyor onu hazırlamaya. Her yerde bin tane şey yazıyor. Bense sadece gerekli olanların dışında bir şey almak istemiyorum....

9 Ekim 2012 Salı

Yarabbim :)

Orhan Gencebay yeni albüm çıkarmış. "Bir Ömür " isimli albüm 2 CD'den oluşuyor. Her bir şarkı farkı şarkıcılar tarafından seslendirilmiş. Orhan Gencebay'ın bazı şarkılarını çok sevidiğimden hemen aldım. Birde farklı seste ve tarzda şarkıcıların seslendirmesinin güzel olabileceğini düşündüm. Biraz hayal kırıklığına uğradım açıkcası.

2 CD'yi henüz bitiremedim. Sevdiğim şarkılardan başlamayı tercih ettim. Hal böyle olunca Mustafa Ceceli'nin seslendirdiği "Yarabbim" şarkısını sesini açarak dönüp dönüp dinliyorum. Kızımda sevince yüksek sesle eşlik ediyoruz şarkıya:)

İyi dinlemelerrrr:)



5 Ekim 2012 Cuma

33. Hafta:)


 Bu haftasonu kızımızı görmeye gittik. 2.200 gr. olmuş. Ne kadar hızlı büyüyor. Geçen haftalarda  32. hafta çalışır raporumu aldığımda 1.700 gr. olan kızımın bu kadar hızlı büyüyeceğini tahmin etmezdim:) ve şuan ki karnımın daha da büyüyecek olması beni çok şaşırtıyor.



Çok hareketli ve hızlı  biri olduğumdan şimdiye kadar hiç hamile gibi davranmadım. Şirketteki arkadaşlarımın uyarıları ile ara ara yavaşladığım oluyor. Genelde dediğim tek şey kendimi hamile gibi hissetmiyorum. Çok şükür ki gerçekten öyle. 7.5 kilo aldığım içinde henüz çok rahatsız edici derece de bel ağrılarım başlamadı. Ayaklarım da bu hafta şişmeye başladı. Üstelik akşama doğru şişiyorlar. Hal böyle olunca hareketlerimde kısıtlamaya gitmekte zorlanıyorum. O yüzden de hızımı kesmediğimden de arkadaşlarım bana  "Speedy Gonzalez" demeye başladılar. Benzetme o kadar hoşuma gitti ki sizinle paylaşmadan edemedim:)
Kızımın büyümesinden olsa gerek içimdeki hareketleri bazen canımı acıtıyor. Genelde karnımın sağ tarafında duruyor.ve akşamları koltuğa uzandığında küçük hanımda kendini iyice karnımın yaslıyor. Öyle ki sanki karnım yırtılacak ve içinden fırlayacak gibi oluyor. Öyle zamanlarda canımı çok acıtıyor.Aklıma bunu yapması, hareket etmesi gerektiği geldikçe gülümsüyorum. Kasları erimemeli:) 


Bu arada göbeğimdeki kahverengi çizgi git gide yukarı uzanmaya başladı. Sanırım daha önce bahsettiğim rivayet doğru. Doğum yaklaşıyor. Karmaşık duygular içindeyim, Heyecan var, korku var, ne yapacağım şaşkınlığı daha bir baskın. Mucizem ile birlikte yeni bir hayat...

Geri sayım başladı :) 




30 Eylül 2012 Pazar

Peynirli Dereotlu Muffin

Peynirli Dereotlu Muffin.... Gebelik şekerim nedeni ile sıkı diyetime devam ederken sürekli sayıkladığım ve en sonunda rüyalarıma da girince diyetisyenime mail attım. Tam buğday unundan yapsam, 2-3 tane yesem ne olur dedim. Gece, "Çok az sıvı yağ, yağsız peynir  ve süt ile yapabilirsin" cevabı gelince sabah kalkar kalmaz hemen kollarımı sıvadım.  Normalde yaptığım muffin ölçüleri aşağıdaki gibi

Orjinal Malzemeleri;

- 3 Yumurta,
- 1çay bardağı sıvı yağ,
- 1 çay bardağı süt,
- 150 gr beyaz peynir,
- 1 paket kabartma tozu,
- 1 tutam dere otu,
- 8 kaşık tepeleme tam buğday unu,
- Biraz tuz

Tabi ben bu tarifi 1/2 çay bardağı sıvı yağ, yağsız süt ve peynir ile yaptım. Belki normal koşullarda çok tatsız derdim ama şimdi bayıldım. Ehh bir de günlerdir hayalini kurunca 3 tane yedim:) Daha da yerdim ama kendimi tuttum.
Şu görüntülerin güzelliğine baksanıza :) insan bunu yemeden nasıl dursun ki:) Gebelik şekeri nedeniyle şuan yiyemediklerimin bir listesini yapıyorum:) Bu muffinde listede yerini aldı:)






29 Eylül 2012 Cumartesi

31. ve 32. Haftalar :)


Hızlı geçen haftalar:) Bu iki haftamda öyle hızlı geçti ki anlatamam. Hafta içi çalışınca tüm işler hafta sonuna kalıyor.

Geçen haftalar da Masko'dan içime sinen güzel bir bebek odası takımını aldık. Aslında dışarıdan bakıldığında tüm modeller birbirine aynı, aralarındaki farklar ise fiyat ve kalite. Fiyatlar 2.000 TL'den 7.000 TL'ye kadar çıkıyor. 7-8 mağaza gezdikten sonra hepsinin aşağı yukarı aynı olduğunu görünce Stylewood, Yıldızlar ve Bebishroom mağazası arasında kaldık.


Stylewood, %100 doğal ahşaptan tasarlanmış mobilyaları satıyor. Çok güzel ve çok sade. Beğendiğim bir kaç modeli sizinle paylaşıyorum. Siteyi de ekledim. Belki size fikir verir. Fiyatlar 6.000 TL'den başlıyor.

http://www.stylewood.net/?link=product&kat=456&UrunNo=&Pg=page






Yıldızlar' da güzel bir mağaza ama internet sitesi yapım aşamasında o yüzden sizlere örnek modeler gösteremiyorum.

Biz biraz düşündükten sonra Bebishroom'dan alamaya karar verdik. Bizim aldığımız model sitede yok o yüzden sizinle paylaşamıyorum ama en azından size diğer modellerden bir kaç tane göstermek istedim.

http://www.bebishroom.com/urunler/liste/bebek_odalari#urun_listesi





Bebek arabası derken bebek odası kızımın her şeyi hızlı bir şekilde hallolmaya başladı. Artık hayatımıza girecek 3. kişiyi daha bir heyecanla beklemeye başladık:) Zaman azalıyor ve bu son iki hafta da karnım iyice büyümeye başladı.

   Hamile pilatesinin etkisi sanırım hareketlerinde henüz bir kısıtlanma yok. Hala çok rahat eğilip ayakkabılarımı bağlayabiliyorum. Bel ağrılarım ara ara oluyor ve ayaklarım hala şişmedi. Şişmemesinde belki tuzu kesmem de etkilidir. Yemeklerin tadına bakamadan tuzu eken ben ve asla tuzdan vazgeçmem derken, tümü ile bıraktım. Bir arkadaşımın fazla tuz bebeğin beynini büyütür demesi benim bir anda bırakmama neden oldu. Kabul ediyorum şaçma bir neden ama konu bebek ve şuan tümü ile bana bağlı bir varlık olunca bencillik edilemiyor. Zaten yediklerim yeterince kısıtlı tuz olsa da olur olmasa da :)

11 Eylül 2012 Salı

29. ve 30 Hafta :)

Zaman takip edilemez bir şekilde hızlı geçiyor ve ben haftaları koşar adımalarla deviriyorum. sanki daha dün 28. haftamı yazmış gibiyim:) oysaki üzerinden 2 hafta geçmiş.

29. haftam tatil dönüşüne denk geldiği için bir rehavet içinde geçti. Sanki ben buaralara ait değilim ve tekrar Bodrum' a gideceğim gibi :) 

29. hafta kızımızı görmeye de gittik. Gene kıpır kıpırdı, bu sefer hiç boz vermedi. Güzel bir resmini alamadık.

    Tatilde diyetimi tam uygulayamadığım için 700 gr almıştım. Plan da 500 gr mı geçmek yoktu. Hal böyle olunca diyetime  % 100 uymam gerektiği konusunda  sert bir uyarı aldım. 700 gr ın tümünü bebek almış ve haftasına görede biraz iriymiş, böyle giderse 38 hafta bitiminde alırız dedi sevgili doktorum. Hele de "şekerden gol yemeyelim, aman dikkat. Bir tadına bakmaktan  bir şey olmaz sakın deme" ve "3 öğün kendi şekerini ölçeceksin2 diyince  tüm hafta sonun ağlayarak ve tatilde yediklerimin pişmanlığı ile geçti.

   Bir de şekerin kalıcı olma ihtimalini unutmamamı ve çok dikkatli olmamı söyledi. Doktorum Melih Bey aslında çok rahat bir insandır. Rahat biri beni bukadar uyardığına göre sanırım çalan tehlike çanlarını ciddiye almam gerekiyor ve öyle de yapıyorum. Şuan diyet programının dışına çıkmıyorum. Saat aralıklarını birebir uyuyorum. Açlık - tokluk şekerimi de saati saatine ölçüyorum. Ölçümlerim normal seyrinde gidiyor ama şunu söyleyebilirim ki AÇIMMM... Ben böyle açken onun iyi beslendiğini umuyorum.

  29. ve 30. haftam böyle su gibi geçti. İşe git eve gel derken kendimi saat 23.00 olmadan yatakta buluyorum.  Bu haftalarda kızımın hareketleri daha hissedilir oldu:) Her an içimde bir canlının olduğunu bilmek, hareketlerini hissetmek ve bir mucizeyi yaşıyor olmak büyüleyici bir durum:)

Allah isteyen her kadına bu mucizeyi tatdırsın...


8 Eylül 2012 Cumartesi

Tavşancık Hoşgeldin :)



Güzel kızımın, hediyeleri gelmeye başladı. Bir süre kendisinden büyük olacak bu tavşancık ortanca teyzesinden geldi:)

4 kız kardeş olmanın harikalığını her zaman yaşamış biriyim. Şimdi kızım üç tane harika teyzesi ile bu güzelliği yaşayacak :)

Benim teyzem olmadığı için belki de hep arkadaşlarımın teyzeleri ile olan ilişkilerine özenmişimdir. Şimdi en azından kızım bu duygudan mahrum olmayacak ve belkide en iyi arkadaşları teyzeleri olacak.

Bana anlatamadığı heyecanlarını, üzüntülerini teyzelerine anlatacak.

Yeri gelecek belkide beni teyzelerine şikayet edecek.

Teyzelerinden akıl alacak ve belkide onları örnek alacak...  :)

Bunun gibi bir sürü hayalim var kızımla...

Tabi en büyük hayalim kızımın en iyi arkadaşı olmak. Çünkü hissediyorum ki benim en iyi arkadaşım geliyor...


Teşekkür ederim ortanca teyzesi, tavşancığı hemen kızımın bebek arabasının üstüne yerleştirdim :) Şimdiden  en kıymetlileri arasında yerini aldı.





31 Ağustos 2012 Cuma

Çingenem :)

Herkese GÜNAYDINNNNN:)

Güne harika bir şarkı ile başladım. Şarkıdan olsa gerek için kıpır kıpır :)

Eski bir şarkı aslında ama her dinleyişimde piyasadaki şarkılardan çok daha iyi olduğuna karar veriyorum. Beni gülümseten, oturduğum yerde oynatan bir şarkı :) Bana yaz akşamlarını hatırlatan çok güzel şarkı...


 
 

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Hamile Pilatesimmm :)



 2 haftalık aradan sonra bugün tekrar hamile pilatesine başladım ve hemen rahatladım. Tatil ve bayram derken hemen hamlaşmış vücudum. Bugün ki ders o kadar iyi geldi ki bu gece mışıl mışıl uyuyacağım kesin:)
 
    Hafta başının olmasından mıdır yoksa haftasonu yorgunluğundan mıdır bilinmez kızım fazla hareketliydi. Ama öyle ki hareketliydi ki canımı çok acıttı. Belkide bendeki gerginliği hissetti çünkü hareketleri çok can yakıcıydı. Sanki anne sakin ol der gibi... Bende o sakinleşsin canımı acıtmasın diye Vivaldi, Mozart dinlettim, birazda konuştum ama hiç biri işe yaramadı. Ta ki ben pilatese başlayana kadarda  devam etti. Ne zaman ki ben kendimi pilatesin ritmine kaptırıp rahatladım kızımda sakinleşti. Şimdi evimde uzandım bloguma yazarken hareketleri normale dönmüş şekilde devam ediyor:)



 Hamile pilatesinin bendeki en büyük faydası krapları henüz yaşamamız olmam. Dersin sonunda bacaklarımı o kadar güzel esnetiyor ki çok faydasını görüyorum. Derslerin bir değer faydası da omuzlarımın önüme düşmemesi. Ağırlık merkezi değiştiği için genelde hamile bayanda çok sık görülen bir durum omuzların öne düşmesi. Ama bende kasların biraz gelişmiş demek ki omuzlarım önüme düştüğü zaman rahatsız oluyorum. Vücut dik durmam için uyarıyor. Bu da harika bir gelişme:)

Teşekkür ederim Ayla Hocam :)  http://www.mayladanspilates.com/

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Bebek Arabamız :)

Ne kadar zormuş bebek için büyük alışveriş yapmak. Kızıma kıyafet alırken bile zorlanan ben bebek arabası seçimimi 1,5 saatte tamamladım :)

Dışarıda gezdiğimiz zamanlarda gözümüz hep bebekli ailelerin kullandıkları bebek arabalarındaydı. Gene öyle bakındığımız bir gün Ataköy A Plus'ta bir kadının bebek arabasını gördük ve vurulduk. Eşim ayıp olur deyip çekinse de ben hemen gidip araba ile ilgili sorunlarımı sormaya başladım. Kadının "bir elimde bebek varken diğeri ile arabayı kapatıp açabiliyorum" demesi benim için yetti. Estetik olarak da görüntüsü çok güzel ve derli toplu  bir arabaydı. Markası Inglesina'ymış Tatil öncesi gördüğümüz için tatilden sonra bakarız deyip konuyu tekrar rafa kaldırdık.

Sayılı gün çabuk geçer hesabı tatilimizde hemencecik geçti. Geldiğimiz gibi de araştırmaya başladık. Kafamızda 2 marka belirleyip İstanbul Forumdaki e-bebek'e gittik. Görevliye kafamızdaki markaları söylemeyip  "uygun fiyatlı, hafif bize ne önerirsiniz" dediğimizde İnglesina Avio ve Madam & Papas'ı önerdi. En azından biri tuttu:) 


                        Inglesina Avio
                                                                                    Madam & Papas

  İki modelde harika... İtalyan markaları. Pek duyulmuş markalar değil. Aslında çok fazla alıcısı varmış, anlaşılan sessiz ve derinden geliyorlar:) Genelde herkese Chicco ve Kraft var. Ben daha fazla model sorgulamaktansa iki modele yoğunlaşmaya karar verdim.
  1.5 saatin sonunda Inglesina Avio' ya karar verdik. Madam & Papas da çok güzeldi ama alüminyum şasesi bana biraz parlak geldi ayrıca katlandığı zaman daha geniş bir yer tutuyor. Sanki kızımda Ingelsina Avio yu daha çok sevdi:)

  Bebek arabası alacaklar için iki modelinde teknik özelliklerini ekledim. Olur da bu iki modeli düşünürseniz karar vermenizde biraz faydası olabilir.


Ingelsina Avio Teknik Özellikleri :

  • Efsanevi tek elle, tek hareketle açma/ kapatma sistemi (Inglesina tarafından patentlidir).
  • Ortak tutma sapı ile bebek arabası maksimum yumuşaklıkta ve manevra kabiliyetiyle tek elle sürülebilir.
  • Tutma sapının balans mekanizması bebek arabasının dengesini arttırır ve kapanması ile açılmasını kolaylaştırır.
  • Ön tekerleklerin milleri; kilit açma/ kapama mekanizması bir kez açıldığında ideal pozisyonuna gelir.
  • Arka şok emici tekerleklerin bilye yatakları; bebek arabasının uzun süre ve düzgün olmayan zeminlerde kullanımında bile yumuşaklık sağlar.
  • Merkez kontrollü aktif fren: bir kez basıldığında otomatik olarak doğru pozisyona gelir.
  • Geniş alışveriş filesi 3 kg ‘a kadar taşıma kapasitesine sahiptir.
  • Şaseye takılı bardaklık.
  • Ayarlanabilir emniyet kemeri 5 nokta bağlantısına sahiptir.
  • Ayarlanabilir bacak arası bantları.
  • İçi dolgulu oturma parçası ve sırt desteği, yumuşak jarse kumaşlarla.
  • İçi dolgulu omuz pedleri.
  • Merkezi kontrollü 4-yatış pozisyonu bulunan sırt desteği 170 derece`ye kadar yatabilir.
  • Ön güvenlik barı ve ayak desteği kılıfı teknik su geçirmez malzemeden üretilmiştir ve kolayca yıkanabilir.
  • Sessiz takılan tentesi ön bar ile birlikte çıkartılabilir.
  • Tentedeki şeffaf izleme penceresi, gezinti boyunca bebeğin izlenmesini sağlar.
  • Tentedeki reflektörler bebek arabasını gece görünür kılar.
  • Tentenin ön kısmındaki ek parçası ekstra güneş koruması sağlar.
  • Bebek arabasının ve tentenin kumaşı tamamen çıkartılabilir ve elde 30°’de yıkanabilir. 


Madam & Papas Teknik Özellikleri :

  • Konforunuz için yumuşak deri tutma kolu.
  • Alüminyum şase.
  • 2 yönlü 2 saniyede sökülüp takılan hem aileye hem dünyaya dönük kullanılabilen oturak.
  • Tam ve 4 kademede düz yatabilen oturak
  • Ayarlanabilir ayak dayanağı, ayarlanabilir kol yükseklik ayarı ve ayarlanabilir kemer genişlik ayarı
  • 5 nokta emniyet kemerinin omuz ve bacak yastıkları konfor ve güvenliği maksimuma çıkarır.
  • Konforlu keyifli bir sürüş için tüm şasi süspansiyon ile donatılmıştır.
  • 360 derece dönebilen ve tek bir tuşla sabitlenebilen ön tekerlekler Urbo’ya ekstra manevra kabiliyeti sunar.
  • Yere doğru 180 derece teğet çok kompakt kapanır ve istenirse dik olarakta ayakta durabilir.
  • Özel yumuşacık ergonomik oturağı bebeğinize yatağının konforunu vermeyi vaat eder.
  • Deri ön barı her 2 yönden basitçe açılır ve kapanır; çocuğunuzu indirip bindirmek çok basittir.
  • Tentesinin üstünde mıknatıslı açılıp kapanır bebek izleme penceresi mevcuttur.
  • Travel Sistem olarak kullanılabilir.(Mamas Papas Aton oto koltuğu ve bağlantı aparatı ayrı olarak satılır.)







24 Ağustos 2012 Cuma

28. Hafta :)


 Kaşınıyorum, kaşınıyorum, kaşınıyorum... Hemde tarif edilmez bir şekilde karnım kaşınıyor. Elim sürekli karnımda. Şirkette önceden doğum yapmış arkadaşlarım beni gödükçe "kaşınma" diye durdurmaya çalışıyorlar. Kaşındıkça çatlarsın diyolar...
  Ben de zaten ergenlik döneminden oluşmuş çatlaklarım var. Bünyem çatlamaya oldukça müsait :( Şu ana kadar hiç yeni çatlaklarım olmadı. Ama asıl süreç şimdi başlıyormuş.
    Doktorum bana Lierac ve Mustela önerdi. Ama çatlayacağın varsa da çatlarsın dedi. O yüzden bu kremlerden almadım.
   Kozmetik ürünlerine fazla fazla para vermeyi sevmiyorum. Bu çatlama olayını o kadar çok arkadaşıma sordum ki çatlamayan bebe yağı ile bile çatlamıyor, çatlayansa hangi marka olursa olsun çatlıyor. Bende bebe yağına badem yağı ve doğal zeytin yağı ekleyip sürüyorum.
   Birde Bodrum dönüşünde zeytin satan bir yere uğradık. oradanda doğal kayısı yağı, susam yağı ve badem yağı aldım. bunlarıda ayrıca karıştırıp sürmeye başladım. Şimdiye kadar düzenli olarak yağlanamsamda bundan sonra biraz daha işi ciddiye almam gerektiğini farkettim. Ama ne kadar yağ sürsemde kaşınmama geçmiyor :(

Bu arada şirkette bazı arkadaşlarım sadece İngiltere de satılan Bio Oil diye bir yağdan bahsetti. Özellikle doğum sonrası çatlaklarada iyi geliyormuş. Geçen aylarda kardeşimde İngiltere gidince hemen aldı sağolsun. Şimdi pek kullanmaya kıyamıyorum, doğum sonrasına sakladım:)

  Tatilin verdiği rahatlama hissi ile haftamız çok çabuk geçti. Asıl koşturmacamız bu haftasonu itibari ile başlıyor, şimdiye kadar bebek arabası ve oda takımı ile ilgili hiç birşey yapmadık. Yok sıcaklar, yok önce tatile gidelim, yok bayram geçsin diye diye Eylül ayına kadar erteledik. Şimdi hızlı bir şekilde bakma ve alma dönemine girdik. Bu aylara kalmamız birazda bizimde rahatlığımızdan kaynaklı sanırım. Bazı arakdaşlarım her şeyi tamamlamışlar bile...

Artık kızımla daha sık konuşmaya başladım. Ehhh yasal olarakta artık bir birey:)  Karnıma bakarak konuştuğum için etrafa karşı biraz komik oluyor ama ben çok mutlu oluyorum:)




23 Ağustos 2012 Perşembe

Mehmet Erdem Haydi Gel Gidelim :)


Harika bir şarkı keşfettim. Niliş'in teşekkür ederim :)

Mehmet Erdem, henüz diğer şarkılarını dinlemedim. Keşfettiğimden beri sadece başa sarıp dinlediğin tek şarkısı "Haydi Gel Gidelim". Sesinin tokluğu o kadar güzel ki şarkıyı dinlerken kendimi gülümserken buluyorum Bu şarkı beni çok çok mutlu etti...


Sözleri o kadar güzel ki özellikle;

vakit geçer olursun pişman gidene,
sevgini söyle vaktin var yinede.
doğru yanlış ararken,
kırma kimseyi değmez
İnsanı mutlu etmek hiçbirşeye benzemez
sen bulamadın ya aşkı yok zannetme
aramaya
devam et
bekliyordur bir yerde
vakit geçer olursun pişman gidene
sevgini söyle vaktin var yinede...




16 Ağustos 2012 Perşembe

27. Hafta ve Bodrum :)

    Yaz hamileliğinin en güzel yanı fırsat buldukça denize girmek. Denizi ve yüzmeyi çok severim. Hamileliğimi de bahane edip son kalan yıllık izinlerimi kullanmak için Bodrumdaki evimize geldik:)


Çok şükür ki yüzme konusunda sıkıntı yaşamıyorum. Bazı arkadaşlarımın hamileliklerinde denizde kramp girdiği icin yüzememişler. Hatırlıyorum ilk denize girdiğim Bozcaada da bana da kramp girmisti. İki büklüm olmustum ama gene de direnerek girmiştim:) Zaten ondan sonrada prenseste alıştı denize girmeme:)

27. Haftam Bodrum da denize girerek ve balık yiyerek geçiriyor. Tabi tatilde olunca uymam gereken diyet programım da 1 haftalığına rafa kalktı. Yarım yağlı yemem gereken peynir ve yoğurt tam yağlı olarak sofra da yerini aldı. Bodrumun domatesi o kadar güzel ki ona eşlik edecek peynirde güzel olmalı dedim:)

Sakin bir hafta geçiriyorum. Geçen haftalarda başlayan bel ağrımı bile bu hafta hissetmedim. Bu haftanın kendimdeki en büyük değişikliği göbek deliğimin belirgin bir şekilde kabarmaya başlaması. Biraz ürkütücü olsa da mucizemin oluşumunu görmek büyüleyici... Bir de kahverengi çizgim aldı başını gidiyor daha nereye kadar devam edecek merak ediyorum:)

10 Ağustos 2012 Cuma

26. Hafta :)

  Bu hafta yapılması zorunlu olan testlerimizden biri olan Şeker testini yaptırdım. Doktorum ilk dediğinde " yaptırmak istemiyorum bende şeker yok" dedim. O da "sen bir şey hissetmezsin ama bebeğin zehirlenir, şeker hastası doğar " deyince yaptırmak için hemen randevuyu aldım.

    Test tek kelime ile iğrençti. Hele de benim gibi tatlı yemeyen, üzüm yediğinde bile kusan biri için tam bir işkence idi. Üstelik aç karnına yaptırdığım bu testten önce bir tüp kanımı aldılar. Zaten kan aldırmaktan korkarım iyice stres oldum. Sonra beyaz toz halindeki glikoza 50 ml su katarak karıştırıp içmemi istediler. Bir dikişte içmek istesem de yoğun şeker tadı hissedilir hissedilmez bulantıda peşinden geldi. Daha fazla detayları anlatıp midenizi bulandırmak istemem. bir şekilde içmeyi bitirdikten sonra 1 saat boyunca hiç bir şey yeyip içmeden ikinci kere kanımın alınmasını bekledim. İçilen şekerli suyun patlamasını kızım yaşadı, ben tansiyonu düşmüş bir halde saatimin dolmasını beklerken kıpır kıpırdı:)

Bu kadar işkencenin ardından sonuç daha bir şaşırtıcı oldu. Gebelik şekeri çıktı. Bir yandan seviniyorum doktor kontrolünde olacağım için daha fazla kilo almadan son ayları  tamamlayacağım. Beni sıkan tek şey ise bir listeye uymak ve sınırlanmış olmak. Özellikle de yiyebildiğim nadir meyvelerden  olan karpuz ve tek tatlım dondurmayı yasaklaması büyük bir yıkım oldu. Neyse ki bu hafta sonu son iznimi kullanarak Bodruma gidiyorum ve orada biraz esnek davranabileceğimi söyledi. Bodruma gidip de  limonlu dondurma yenmez mi :)

Bu hafta ayrıca tetanoz aşısının ilk dozunu yaptırdım. Ben yaptırmakta kararsızdım. Malum bebeğe zararlı olur mu düşüncesi oluyor sürekli. Doktorum fark etmez yaptır dediği halde ben düşünürken bir arkadaşım doktoruna danışıp hemen yaptırdı. Ben hala düşünürken başka bir arkadaşımın Hollanda'da yaşayan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı akrabası da mutlaka yaptır deyince  daha fazla düşünmeden soluğu sağlık ocağında aldım :)  iki doz hamilelik sorasında üçüncü doz ise lohusalık döneminde yapılacakmış. her şey kızım için diyerek bu sürecede girmiş oldum...


Pembe Pembe Hediyeler :)


    Kız çocuğu denildiği zaman ilk akla gelen ve onların  vazgeçilmez rengidir pembe...  Her tonu birbirinden tatlı ve şirindir.  Eeehh, bize de bir kız çocuk geleceği için hediyeleri de pembe pembe olmaya başladı:)

    Kızıma hediyeler geldikçe mutluluktan uçuyorum :) Sağlıklıca ve hayırlısı ile doğduktan sonra bunları giyecek olmasını düşünmek ne kadar hayal gibi geliyor. Kıyafetler o kadar küçük ki nasıl olacak merak içinde bekliyorum :)

   Hediyeler geldikçe çok duygusallaşıyorum. Bunlar kızımın kıyafetleri...



Hayatımıza dahil olacak 3. kişinin kendi gibi küçük kıyafetleri :)

Küçük teyzesi teşekkür ederiz:)


8 Ağustos 2012 Çarşamba

25. Hafta :)

Haftalar çok hızlı geçiyor. 25. haftamı da devirmek üzereyim. Kızımın hareketleri gün geçtikçe artıyor ve artık gözle görülür şekilde de belli olmaya başladı.

Bu haftamın en belirgin özelliği bel ağrılarım oldu. Çok şiddetli olmasa da artık belim ağrımaya başladı. Hatta başta anlamayım bugün neden belim ağrıyor diye düşündüm. Sonradan aklıma geldi ki bu da hamileleğimin normal bir süreci :) Artık önümde kocaman bir top var sanki. Kız annesi adaylarına göre karnın daha sivri, gören kesin erkek dese de teknoloji son kararı söylüyor:)

Top gibi büyeyen karnım yüzünden tüm iç organlarım yukarı çıkmış durumda. Reflümün artmasına neden oldu. Yediklerim sürekli geri ağzıma geliyor ve boğazımda sürekli bir yanma var. Çok rahatsız edici bir durum...

Birde bu aralar karnım çok kaşınmaya başladı. Elim sürekli karnımda kaşınıyorum :) Hamile insanların neden yaptığını anlamadığım kaşıntı hareketlerini yapıyor olmak çok komik geliyor bana. Kaşıntılarımın arttığını söylediğim bir arkadaşım çatlak olacak dikkat et dedi ve gözümü korkuttu. Şuana kadar hiç çatlağım oluşmadı. Elimden geldiğince sık aralıklarla bebe yağı sürüyorum. Eczanelerde satılan yağlardan almadım. Umarım sonrasında sıkıntı olmaz:)

31 Temmuz 2012 Salı

Hamile Pilatesine devamm:)

  
   Başlıktan da belli olduğu gibi yıllık izinlerim dışında diğer günlerimde aksatmadan pilatesime devam ediyorum. Pilates seansım sonunda insana öyle güzel bir dinlenmişlik geliyor ki değeri paha biçilemez.

  Özellikle bu hareket, dengede durması çok zor ama omurganın güçlenmesine çok faydası olan bir hareket, sırt kaslarınında güçlendiriyor. Ehh ileri ki aylarda bu kaslarımın desteğine çok ihtiyacım olacak :) Bel ağrılarım yavaş yavaş başlıyor.


 Hamilelikte en büyük korkup gece uykuda bacağıma kramp girmesi ama çok şükür ki henüz başıma gelmedi. Pilateste yaptığımız esneme hareketlerinin faydası oluyor sanırım. Pilatesin faydaları saymakla bitmez. O yüzden  bu muhteşem süreci yaşayan tüm herkese ısrarla hamile pilatesini tavsiye ediyorum. Çünkü insanı daha mutlu daha enerjik yapıyor...




28 Temmuz 2012 Cumartesi

24. Hafta :)

   Veeee listeden yeşil üzümüde çıkarıyorum. Kesinlikle yiyemediklerim arasında yer alacak artık. Dün öğle yemeğinde yeşil yeşil üzümleri görünce dayanamayıp aldım. Ancak yemekhaneden aşağı inene kadar midemi o kadar kötü bulandırdı ki ne yazık ki  tüm yediklerimi çıkarmak zorunda kaldım. Bunun dışında 24. haftamın rahatlığını doya doya yaşıyorum. Her geçen gün karnımın büyüdüğü görmek çok tuhaf ama bir o kadar da heyecan verici bir durum.

   Her konudaki rahatlığımız kızımın odası ve ismi konusunda da devam ediyor. Benimle yakın dönem hamilelik yaşayan arkadaşlarımoda takımlarını ısmarlamışlar. Bizde her şeyi Eylül ayını ertelemiş durumdayız. Bakalım neler olacak:)

   Bu hafta tatil dönüşü olduğu için hafta nasıl geçti anlamadım. Bu haftanın hızlı geçmesinin bir nedeni de tatil dönüşü eve girince yaşadığımız sıkıntıydı. Biz yol boyunca eve gidip duş almanın hayalini kurarken banyo bize oyununu oynadı. Eve girdiğimizde koşarak banyoya girdim önce ben diyerek ama ışıkları yaktığımda büyük bir şok yaşadım. Banyoyu su basmış.... Vıcık vıcık su içinde. Şohben patlamış :( Yerde paspasların  ve havluların olması suların diğer odalara geçmesini engellemiş. Perşembe gününe kadar şohben al, takdır derken hafta böylece bitti. Bugün günlerden cumartesi, günümü dinlenerek ve kızını dinleyerek geçireceğim.

Mutluluk, koltuğa uzanarak kızımın hareketlerinin seyredebilmektir...



24 Temmuz 2012 Salı

Limonlu ve Karadutlu Dondurma :)

    Yaz aylarının vaz geçilmez lezzetidir dondurma. Gerçi benim için yaz kış demeden tükettiğim harika bir tatlıdır.
  
    Ama bu senenin diğer senelerden çok büyük bir farkı var. Hayatım boyunca yediğim dondurmalar vanilyalı, karamelli, fıstıklıydı. Hatta Hacıbozan dondurmacısında keşfettiğim Tiremisulu dondurma en favori dondurmamdı. Hamileliğimin başlarında çok tatlı diyip yemeyi bıraktım bu güzelim lezzeti. Hatta canım hiç dondurma istemiyordu.

 
   Taaa ki bir gün dondurmacının önüne dikilip "ekşi olan tüm dondurmalardan istiyorum" diyene kadar. Bunu ben mi demiştim."Meyveli dondurma mı olur, hele de limonlu yenir mi?" diyen ben şimdi limonlu dondurmaya bayılıyorum. Üstelik limonlu dondurma yedikçe kızımın kıpır kıpır olması acayip mutlu ediyor beni... Limonlu dondurmadaki favori mekanın Bodrum Penguen. Bodruma giderseniz mutlaka ama mutlaka Penguen' e uğrayın.




   Tabi İstanbulda yaşadığımız için her zaman Penguen'den dondurma almam mümkün değil :) Bu durumda imdadıma Algida yetişti. Yaptıkları meyveli dondurmalar süper...

  Bir de Karadutlu dondurma:) ikisi bir arada muhteşem oluyor. Başka bir şey yemeye gerek yok:)






Mutluluk, dondurmaları yerken kızının tekmeler atması ve bunu her seferinde tekrar tekrar yaşayabilmektir...

22 Temmuz 2012 Pazar

23. Hafta ve Bodrum :)

   Gezenti ailesi olan biz, Salı günü Assos'ta çıkan rüzgar ve dalgadan denize giremeyince hızlı bir karar vererek hemen tatil rotamızı değiştirdik ve yola çıktık :)
  Tek endişem bizim bu tempomuza kızımın sıkıntı çıkarmasıydı. Virajlı yollardaki mide bulantılarım ve kusma halim haricinde yol sorunsuz geçti. Gece saat 23:00 gibi Bodrumdaki evimize geldik.  Hiç vakit kaybetmeden deliksiz bir uyku ile yeni güne uyandım:) Güneşin ve denizin Cennetinde, Bodrumda, tatilimize devam ettik. Bizim bu ani plan değişikliklerimize artık ailelerde alıştı. Artık tek dedikleri "hayırlısı ile şu bebek bir doğsa"....

Evimizin manzarası muhteşem... Kelimelerin kifayetsiz kalacağını bildiğim için size manzaradan bir görüntü paylaşmak istedim. Denize girmek dışında fırsat buldukça da yerdeki çimlere yalın ayak basarak tüm olumsuz ve kötü enerjileri toprağa bıraktım. Huzur, huzur ve huzur....




Denizin beraklığına bakın, insan burada nasıl huzur bulmaz değil mi?




Tatilimdeki dinlenen anlatmakla bitmez. 23. haftam o kadar sakin ve güzel geçti ki darısı devam edecek diğer haftalara:)


18 Temmuz 2012 Çarşamba

Pasta İstasyonu :)

   Sizlerle daha çok yolun başında olduğumuz yeni blogumu paylaşmak istiyorum :)

                                            http://pastaistasyonu.blogspot.com/   

     Hayatım boyunca yapmaktan zevk aldığım şeylerden biriydi pasta ve kek. Mutfağımda kek yaparken sanki sanat eseri yapıyormuşcasına havaya girer, kendimi bambaşka hayallerin içinde bulurdum. Hatta çocuk isteğim bile bu hayallerden sonra gelirdi. Ama malum evdeki hesap çarşıya uymadı ve kızım apansız kapımızı çalıverdi:) gelişiyle bir anda tüm hayallerim o oluverdi.

  


 Ta ki Niliş ile aynı hayalleri kurduğumuzu farkedinceye kadar... Niliş benim can arkadaşım. Hayatima tam 1 yıl önce iş arkadaşım olarak girdi. Zamanla hayatımdaki boşluğu öyle güzel ve sessizce doldurdu ki ondan ayrı kaldığımda bir yanım hep eksik oluyor. Eşi dışında kaç insanin bakışlarla anlaştığı arkadaşı vardır ki. İşte Niliş onlardan biri...
    Bir gün nasıl olduysa kızımdan bahsederken konu pastacılık hayallerine aslında hayallerimize geçti:) ve şimdi " bir elin nesi var iki elin sesi var" dan güç alarak bir blog kurduk. Bu blog hayallerimizin ilk basamağı ve artık hayallerimizi düşünürken koca bir gülümseme ile NEDEN OLMASIN diyoruz:)

15 Temmuz 2012 Pazar

Assos'da Tatil Başlıyor:)


  Cumartesi sabahı saat 4.30 gibi yola çıktık. 5.30 gibi de tatilde bize eşlik edecek arkadaşlarla bulustuk:)  

Yollarında boş olmasının güzelliğini yaşayarak Assos'a geldik. Yolda yaşadığım tek sıkıntım Assos'a yaklaşırken ki virajlarda oldu. Arabada biraz fazla hareket edip, bir arka kolduğua uzan sonra öne dön derken ben kendimi arabayı sağa çektirmiş kusarken buldum. bütün yol boyunca da az yemiştim ki midem bulanmasın diye. ama virajlar sağolsun gayretlerimi boşa çıkardı :(

Günümüzün tek sıkıntısı bu olsun diyerek yolumuzu bitirdik. Saat 12 gibi otelimizi bulduk, yerleştik veee bir şeyler atıştırıp denizin tadını çıkarmaya başladık. Assos'un denizi Bozcaada kadar soğuk değil. Kızım bir kere bile kasılmadı :) O kadar rahatım ki kaburgamdaki ağrı dışında bir şikayetim yok. Çok şükür:)




Kaldığımız motelin link'ini sizinle paylaşmak istedim. Motelin yemekleri özellikle mezeleri harika... Yemekte  Deniz Mezgit'i yedim muhteşemdi. Sade olan her şeyi rahatlıkla yiyebilmenin mutluluğu içinde balığımı bir çırpıda yedim:) Böylece ilk günümüz hemen bitti:)




http://www.sokakagzimotel.com/


13 Temmuz 2012 Cuma

22. Hafta :) ve Detaylı Ultrason

 Sayılı gün çabuk geçer derler ya bu hafta da öyle çabuk geçti. Malum 1 yıllık yorgunluğunu atmak için bu hafta yıllık izne çıkıyoruz. Kabul ediyorum biz gezenti ailesi olarak  neredeyse her ay bir yerlere gittik. Ama her tatile çıkışımda sanki bu yılın ilk tatiliymiş gibi heyecanlanıyorum:)

   Bu sefer dümenimizi Asos'a çevirdik. Soğuk deniz aşığı olduğumuz için koşa koşa gidiyorum:)

    Bu haftanın hızlı geçmesinin diğer bir nedeni de hafta başında detaylı ultrason yaptırdık. Sabah 9 da başlayan maceramız öğleden sonra saat 13.30 gibi bitti.
   Adı gibi gerçekten detaylıydı. Kızımın her bir organına tek tek baktılar. Yüz üstü durduğunda bakılan her organa, arkasını döndükten sonra da baktılar. Arkasına döndü diyorum ama tahmin edersiniz ki bu dönme çok kolay olmadı. Kimisinde 30 - 45 dk arası süren bu kontroller bizde 5 saate yakın uzamasına neden oldu:) Şimdi gülüyorum bu duruma kızımın ne kadar inatçı olduğu şimdiden belli oldu. Önce ellerini açmadı. Doktor "bir ara verelim sen biraz yürü 30 dk sonra gel" dedi.  30 dk sonunda sadece bir elini açtı. Diğer elini açmayınca gene ara verdik. Bu durumun en güzel yanı her seferinde onu daha çok seyretme fırsatımın olması oldu. Tabi ben bu kadar mutlu iken doktorumun sıkıldığına eminim. Yarım saatlik aradan sonra çok şükür elleri açık ama asık bir suratla bizi karşıladı :) Doktorun o an yakaladığı ultrason resmine baktıkça hala çok gülüyorum:) Ön tarafından kontrolleri yapılan kızım bu sefer ne yaptıksak arkasını dönmedi. Gene yarım saatlik bir aradan sonra artık zafer bizimki. Belli ki çok fazla dürtüldüğü için bize küsüp arkasını dönmüştü. Size yüzümü göstermeyeceğim dercesine... Böylece ihtiyacımız olan arka organlarında kontrolleri yapıldıktan sonra he şeyin normal seyrinde gittiğini öğrenip mutlu bir şekilde evimize döndük:)



12 Temmuz 2012 Perşembe

Pilates:)

 
 Hamilelik sürecimde yaptığım en doğru şey kesinlikle hamile pilatesine başlamak oldu. Haftada 2 gün ama 3 günde olsa seve seve giderim. Esneme hareketleri o kadar güzel rahatlatıyor ki eve gittiğinde rahatlamış, hafiflemiş hissediyorum:) Yoğun iş stresinden sonra pilates dünyası bambaşka geliyor...

   Pilates de bu aralar kollara yoğunlaştık. O kadar tembeller ki nasıl bebek taşıyacağım merak ediyorum:) Yoğunlaşmamız o kadar fazla yaparken neredeyse alıyorum. Çin işgencesi gibi:) ama sonrasında tatlı tatlı kas ağrısı var ya çok çok keyif verici...  Hedefim doğumdan sonrada pilatese aralıksız devam etmek. Çünkü hocamın fit vücudunu gördükçe çok özeniyorum ve devam edersem neden olmasın diyorum:)

Mutluluk, kendinden bir parça olan bebeğini hissettiğinde gülümsemektir.

10 Temmuz 2012 Salı

21. Hafta :)

   Zaman çok hızlı geçiyor, günden güne büyüyen karnımı hayranlıkla seyrediyorum. Hamileliğin yarattığı muhteşem değişime beğenen var mı?
 
Şimdiye kadar çevremde bu kadar yakından takip edebileceğim bir hamile olmadığı için bu dönem bana çok güzel geliyor. Hiç gelmeyecek sandığım 20'li haftalara girdiğim içinde biraz üzülüyorum sanki. Yolu yarıladım artık. Zaten zamanda hızlı geçiyor, göz açıp kapayıncaya kadar
kızımı kucağıma alacağım belli ki:)

   Bu hafta kızım daha bir hareketlendi. Bazen az hareket ettiğinde endişelendiğim bile oluyor, ama biliyorum ki yaptığı her hareket aslında onun için bir egzersiz ve yorulması da çok normal:) Bebeğim yaptığı bu hareketlerle kendini, kaslarını dış dünyaya hazırlamaya başlıyor:)

   Birde bu haftadan itibaren daha sık hıçkırmaya başlıyormuş ve bunu hissedebilirmişiz, ben henüz bu ayrımı yapamıyorum. Umarım ileri ki haftalarda bu ayrımında tadını çıkarabilirim:)

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Hamilelik ve Pilates :)


      Bıkmadan, yorulmadan en önemlisi bir hevesle devam ettiğim pilatesime bu hafta da koşa koşa gittim. Ayla hoca eşiliğinde her seferinde farklı hareketler yaparak pilatesin aslında ne kadar fazla kası harekete geçirdiğini fark ettim. Sürekli tekrarlanan hareketler yok. Hep farklı ve kaslarımı ağrıtmadan yapılan bu hareketler beni çok  mutlu ediyor:)

   Ben ne kadar çook hareket var dedikçe eğitmenimin "hamile pilatesi olduğu için hareketlerimiz kısıtlı aslında" diyor. O yüzden doğumdan sonra da heyecanla mat pilatesine başlayacağım günü bekliyorum.

 http://www.mayladanspilates.com/

Adresi sizinle tekrar paylaşıyorum. Artık hayatımın vazgeçilmez bir parçası olan pilatesin sizler içinde çok faydalı olacağını düşünüyorum:)

7 Temmuz 2012 Cumartesi

20. Hafta :)

    Eskiden haftasonu geldiğinde 10-11.00 den önce kalmazdım. Ama şimdi hele de  doktora gideceğim haftalar gözüme uyku girmiyor. Heyecandan uyuyamıyorum.
Kızımı görmeye gidiyorum:)
Nasıl oldu acaba? doktor ne diyecek? gibi bir sürü sorular da kafamda uçuşuyor.

    Bu arada bu hafta canım inanılmaz derecede haşlanmış mısır çekti. Ama öyle böyle değil. İnsan bulamayınca ağlar mı? ben ağladım. 2 çarşıya gidip geldim, yok yok... Ben sürekli sorunca manav sahibi de "ben sana bulacağım, yarın akşam gel" dedi. Hevesle iş yerinde mesainin bitmesini bekledim. Akşam olup ta manava gittiğim de hüsrana uğradım. Bulamamıştı :(

   İçindeki istek o kadar büyüyordu ki nerede olabileceğine dair tüm olasılıkları düşünmeye başladım. Aklıma bizim oradaki park geldi. Çocukların olduğu yerde kesin vardır diyerek bir konu parka gittim. Aslında yanılmamıştım. Ama şansıma mısırcı o gün gelmemişti :( iki gündür bastırdığım duygular patlak verdi ve ağlamaya başladım. İmdadıma eşim yetişti. işten yeni gelen eşim ağladığı görünce ben sana bulacağım deyip markete gitti.

   veeeeeeeeeee elimde 3 kutu konserve mısırla geldi:) hiç aklıma gelmişti. Hemen mısırı biraz haşladı ve bir kase ile bana sundu :) tam iki kase yedim ve isteğimi bastırmama yetti :) isteyipte kavuşabilmek harika garika bir duygu:)

5 Temmuz 2012 Perşembe

Hamileliğin Farkındalıkları:)


       Hayatımın en güzel ve en özel dönemini yaşıyorum. Ara ara bulantılarım devam etse de insanların gülümseyen yüzlerle bana bakması, hamileliğin çok yakıştığını söylemeleri ve bir yerde beklerken  "siz hamilesiniz" diyip sıra vermeleri harika bir duygu.
        Ne yalan söyleyim böyle durumlar beni çok şımartmaya başaldı. Genelde hep gülen biriyim üstüne birde bu şımarlalarımında etkisiyle bu aralar daha bir mutlu mutlu dolaşıyorum :)


29 Haziran 2012 Cuma

Üzecek Adam Çok :)

   Serdar Ortaç'ın  yeni şarkısına kızım tepki verdiği için sizinle paylaşmak istedim. Sabahtan beri dilimde dolanıyordu. Yemek arasını fırsat bilip youtube'den dinlemeye başaldım ve hareketlenme de başladı:) Kızımda annesi gibi Serdar Ortaç'ı severek dinleyecek anlaşılan....



   
    Her yaz tatilinde yola çıkarken olmazsa olmaz cd'lerimizden biride  mutlaka yeni çıkan bir Serdar Ortaç albümüdür. Bu senede yollarda bize eşlik edecek gibi gözüküyor:)

28 Haziran 2012 Perşembe

19. Hafta:)

     Günler, haftalar o kadar hızlı geçiyor ki 19. hafta dediğimde kendimi bir tuhaf hissediyorum. İnsanların çoğu da yolu yarılamışsın az kalmış diyor. Dönüp bir bakıyorum da yaşadıklarıma sanki o zor süreçleri geçiren ben değildim. Ne çabuk anılarda kaldı :) Bu süreci atlatanların çoğu derdi de inanmazdım.

     Kızımla bir bütün halinde yaşamak çok hoşuma gidiyor. Kendimi çok özel hissediyorum. İyice belirginleşen karnıma baktığımda bu mucizenin oluşumu beni heyecanlandırıyor. Git gide bedenim değişime uyum sağlıyor. Ben sadece bu güzelliği seyretmekle kalıyorum. Dileğim bu süreci bebeğimle birlikte sağlıklıca ve hayırlısı ile atlatmak. Artık düşündüğüm tek şey o.

- O iyi mi?
- Sağlıklı mı?
- Bir sorun olmadan dünyamıza gelebilecek mi?
- Biz ona bakabilecek miyiz?
- Düzenim çok değişecek mi?

   Soruları uzadıkça uzuyor. Kızım için sağlıktan sonra istediğim tek şey mutlu bir insan olması. Hayatının her anında küçük şeylerden bile mutlu olabilmesi.

  Mutluluk, herkese ve her şeye gülümseyebilmektir :)





27 Haziran 2012 Çarşamba

Nasıl Bir Hava böyle?

    Dün gece basan sıkıntımın nedenini sabah uyandığımda farkettim. Yaz ayının  özelliklede bol güneşin gelmiş olduğu bu günlerde bir anda sonbahar esintisi ile uyanmak biraz dengemi bozdu.

    Sabah 5.30 da ayaktaydım. uyku tutmadı. Zaten gece hiç uyuyamadım. Yattığım zaman sol tarafıma özellikle de  alt kaburgalarımda bir baskı oluyor. Neredeyse 12. haftadan itibaren başlayan bu baskı gün geçtikçe artıyor. Doktoruma sorduğumda erken başlamış ama olacak demişti.
 
    Sıkıcı gece ve ağrıların etkisiyle erkenden kalktım ve yola koyuldum. Hal böyle olunca işe gidişimde erkenden oldu tabi:) Güvenlik ekibinden sonra şirkete ilk gelenlerdenim sanırım. Buraları bomboş. Hani derler ya "in cin top oynuyor" Departmanımıza geldiğimde biraz korkmadım desem yalan olur. Her yer karanlık ışıkları ben yaktım. Kızım korkumu hisetti sanırım ki biraz hareketlendi, ben burdayım dercesine:) Zaten onun varlığını hissettiğimde ne korku kaldı ne de sıkıntı, gene yüzümü bir gülümseme kapladı:)

Günaydın Herkese ve Mutlu Sabahlarrrrrr :))

22 Haziran 2012 Cuma

Mutluyum, Mutluyuz :)


    Öğle yemeği sonrası çöken rehaveti fırsat bilerek biraz yamak istedim. Yemekten sonra çöken ağırlık bile nedensiz mutluluğumu olumsuz etkilemiyor.
  Genelde çevremdeki anneler, vücudun değişirken bunalım olacaksın, kendini beğenmeyeceksin gibi yorumlar yapıyorlardı. Bende biraz ters oluyor sanırım, bunalım olmak bir yana mutluluktan uçuyorum. Değişim o kadar muhteşem ki, mucizemin oluşumu beni çok mutlu ediyor. Bir de kızımın hareketleri hisedebiliyor olmak harika bir duygu. Bazen bir toplantıda, bazen telefon ile konuşurken, ben burdayım dercesine küçük bir hareket benim çok çok mutlu olmama yetiyor :)
  Şimdi çalışma zamanııı:)


                Mutluluk, nedeni bilmeden içinden geldiğince gülümseyebilmektir :)



20 Haziran 2012 Çarşamba

Hamile Pilatesi'ne devam :)

     Geçen hafta biraz kasılmalarım olduğu için gidemediğim pilatese bu hafta tekrar başladım.
   
     Pazartesi ve çarşamba günleri devam ettiğim pilatese neredeyse uçarak gidiyorum:)  genelde spora gitmek bana eziyet gibi gelirdi. Ama pilates farklı, tüm kaslarım çalışırken biraz yoruluyor, biraz esniyor ve en sonunda çok güzel rahatlıyorlar. Tabi seansın sonunda bende kızımda çok rahatlamış bir halde evin yolunu tutuyoruz. Hareketleri yaparken ona zarar vermeden yapmak beni çok mutlu ediyor. Çünkü eğitmenim bu konuda çok deneyimle , benimle o kadar güzel ilgileniyor ki mutluluğuma mutluluk katıyor :) Zaman ilerledikçe belime yük bineceği için özellikle bel ve bacak egzersizlerine yoğunlaşıyor.

  Ayla hocamın bu konuda eğitim almış olması ona güvenimi daha da arttırıyor. Keşke fırsat olsa hocamla daha fazla pilates derslerine katılmak isterim:) Birde fiziği o kadar fit ve sıkı ki sonunda onun gibi olmak için bu işi sıkı tutacağım:) Anlayacağınız önümde çok güzel bir örnek var.

   Bu arada kızımın tekmelerinde artık var. Şuan bile kıpır kıpır:)



19 Haziran 2012 Salı

Masal Kitabı :)


    Kızımın ilk masal kitabı:) Babasından hediye, hemen paylaşmak istedim sizlerle. Çok mutlu oldum bir o kadar da duygusallaştım. Kızıma okuyacağım bu hikayeleri, ben okurken o resimlere bakacak, belki resimler hakkında sorular soracak:) kitap elimdeyken  daha bir çok şey geçti aklımdan...

  Bu kitabın beni mutlu etmesinin bir diğer nedeni de benimde böyle bir kitabımın olmasıydı. Hayal meyal hatırlıyorum, kırmızı karton bir kapağı vardı, için de de rengarenk resimlerin olduğu bir çocuk kitabı. Kitap, almancaydı ama o kadar çok elimizdeydi ki tekrar hatıralarım canlandırdı:) Şimdi diyorum ki keşke o kitabı kızım için saklayabilseydim ne kadar güzel bir hediye olurdu:)

Mutluluk, elinde bir masal kitabıyla geçmiş ve gelecek arasında gidip gelirken gülsemektir :)